Değerli okurlarım,
Dersler, ödevler, yazılılar, sabahlar, akşamlar derken yorucu bir eğitim-öğretim döneminin ortasında bazı dostların şu yarıyıl gelse de biraz dinlensek dediğini duyar gibiyiz. Tatil denilince aklımıza uzun uykular, eğlenceler, oyunlar, ziyaret ve geziler gelse de yarıyılın planlanarak değerlendirilmesi başarılı ve güçlü irade kontrolünün önemli bir göstergesi. Ayrıca zamanın verimli kullanılması kişinin kendini gerçekleştirmesi ile de doğru orantılıdır.
Esasen hayatın yoğunluğu ve yorgunluğu, insanın kendini yetiştirmesini ve kendinde derinleşmesini zorlaştırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında önümüzdeki yarıyıl önemli bir fırsat diyebiliriz. Kitap okuma, sanat ve spor etkinliklerinde bulunma, tarihi ve kültürel mekanları ziyaret etme, ailenin tüm bireylerinin katıldığı eğlence etkinliklerinde bulunma, bu fırsatı değerlendirmek için sayılabilecek bazı temaları arasında yer alabilir.
Zamanın değerlendirilmesi ile ilgili mülahazaları burada ara verip, yarıyıl tatilinde keyifle okunabileceğini düşündüğüm bazı kitapları siz değerli okurlarıma tanıtmak ve tavsiye etmek istiyorum.
İskender Pala, Od, Kapı Yayınları, İstanbul, 2011.
“Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gele
Şol göz yumup açmış gibi”
Divan edebiyatını geniş kitlere sevdiren ve kitapları ile de okuyucularının kalbini kazanan Pala, “OD” ile okurlarını yeniden selamladı. “OD” bir Yunus Emre romanı. Günümüze ulaşan şiirlerinden tanıdığımız Yunus Emre’yi ve onun yaşadığı dönemi anlatan yazar, zengin anlatımıyla okuyucuyu, sürükleyici bir atmosferin içine çekiyor.
Hepimiz Yunus’un dağa odun için gittiğini sanırdık meğer o başka bir şey için gidermiş. Yunus’un “OD”un’daki sırrı öğrenmek, Hacı Bektaş ve Mevlana ile tanışmak istiyorsanız güzel bir fırsat. “OD”, acının aşkla yoğrulduğu, yandıkça olgunlaşan, olgunlaştıkça saflaşan, saflaştıkça eren bir ruhun mütevazı yolculuğu.
Dücane Cündioğlu, Bir Mâbed İşçisi: Cemil Meriç, Kapı Yayınları, İstanbul, 2011.
Akla mağrur olma Eflâtun-ı vakt olsan dahî
Bir edib-i kâmili gördükde tıfl-ı mekteb ol!
Dürüst olmanın ızdırâbına tâlip olan okuyucularını, kuş ürkekliğiyle yazılmış eserine davet eden yazar, okuyucularının garipsemeyeceği bir tarzda “Sizce Cemil Meriç bir ilim adamı mıdır?” sorusuyla başlıyor kitabına. Amaç ve iddiaları ile “Bir Mabed İşçisinin”, kadîm ilim ve irfan geleneğimizin muhlis, mütefekkir, münekkid Cemil Meriç’i, düşünce çizgisini, onun fikir hayatının içinden geçtiği merhaleleri tespit ve tayin etmek bakımından referans bir kitap olduğunu söyleyebiliriz.
Bir mabed işçisi sıfatıyla okuyucularını hoş-âmedi eyleyecek bu eser, dört temel bölümden meydana gelmiştir. İlk bölümde, Cemil Meriç’in fikir hayatının safahatına ilişkin ilk elden kayıtlar tanıtılıp değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Meriç’in Türkçülük ve Ziya Gökalp hakkındaki düşünce ve eleştirileri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, Meriç’in İbn Haldun çerçevesinde Hilmi Ziya Ülken’e yönelik eleştirileri değerlendirilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise mabed işçisinin Osmanlı Tasavvuru tasvir, tahlil ve tenkid edilmiştir.
Sinan Yağmur, Aşkın Göz Yaşları I, Tebrizli Şems, Karatay Akademi Yayınları, Konya, 2011.
Dostluk gül olmaktır,
Yaprağı ile de dikeni ile de
…
Şeytanda eksik olan tek nimet aşktır.
Şeytanın insanı çekememesi aşksızlığındandır.
Kitapçıların çok satanlar bölümünde rastlayabileceğiniz bu kitap, ruhumuzu aydınlatan güneş Tebrizli Şems’in dilinden, onun çocukluğunu, Mevlana’dan önceki hayatını içeriyor. Konya ve Tebriz halkına ilişkin yaşantıları ile Mevlana ve Kimya Hatunla kesişen anlarını derinleştiriyor.
Bir hikaye var kitapta; “Ağır hastalanan bir sofi’yi hekime götürmüşler. Hekim “ Şikayetin nedir?” diye sormuş. Sofi irkilmiş “Hiçbir şikayetim yok benim” diye cevap vermiş. Şaşıran hekime sofinin arkadaşları açıklamışlar “O sofidir. Şikayet etmez. Şikayetin nedir diye boşuna sorma. Ona neren ağrıyor, diye sor, ancak o şekilde cevap verir” demişler. (s. 125)
Dil, anlatım ve olay örgüsü bakımından bazı okuyucular tarafından eleştirilmesine karşın, Mevlana ve Şems tutkunlarının mutlaka okuması gereken biyografik bir roman.
Faruk Beşer, Namazı Dosdoğru Kılmak, Nun Yayıncılık, İstanbul, 2011.
“Oğulcağızım, namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret, kötülükleri yasakla ve başına gelenlere sabret. İşte bunlar kararlı olmaya değer işlerdir.” ( 31 / 17 )
Kitabın oluşum serüveni, yazarın bazı sivil toplum örgütlerinde namazı öğretme ve sevdirme ile ilgili yaptığı konuşmaların daha ulaşılır olması amacıyla yazılı hale getirilmesini kapsıyor.
Kitap, huşu, ihlas gibi namazla ilgili bazı kavramların açıklanması ile başlamış, birinci bölüm “Bir namazın dosdoğru olması nasıl olur?” sorusu etrafında şekillenmiştir. İkinci bölümde Kur’an-ı Kerim ve Sünnette Namaz konuları ele alınmış. Üçüncü bölümde ise Gazalî’den Nedvî’ye namazı en iyi anlayan ve anlatan tarihi şahsiyetlere verilmiştir. Dördüncü bölümde ise bazı surelere ve anlamlarına yer veriliştir.
Namazla ilgili en vurgulu temellendirmeleri bulabileceğiniz kitap, duyarlı bir farkındalık oluşturma gücüne sahip.
Bilal Kemikli, Sufi Aşk ve Ölüm, Sütun Yayınları, İstanbul, 2007.
Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse,
Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı.
Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır.
Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı.
Bu eserde; tasavvufi düşünceyi kendisine hayat tarzı olarak benimsemiş sufi şairlerin hayatı ve şiirlerinden hareketle aşka ve ölüme bakışları anlatılmaktadır.
Ahlak ve bilgi anlayışı olarak yorumlanan tasavvufun; Ahmet Yesevi ve Mevlana Celaleddin Rumi’den başlayarak, biçimler üstü, manayı öne alan ve tevhid eksenli dili, okurların beğenisine sunulmakta.
Bu köşenin bize tanıdığı imkan çerçevesinde, ilim ve irfan dünyamıza katkı sağlayabileceğini düşündüğümüz bazı kitapları siz değerli okurlarımızın beğenisine sunmaya çalıştık. İçeriklerine etraflıca değinemediğimiz bu kitapları, gelecek yazılarımızda başlı başına gündemimize alabiliriz.
İnsanların rüyalarına turnaların girme anı geldiğinde, sizin de benliğinizle baş başa kalıp, fincanından kahvenizi yudumlayarak kitapların büyülü dünyasına dalma vaktiniz gelmiş demektir.
Keyifli okumalar …
Sağlıcakla kalınız …
M. Mustafa BAYRAKTAR
14.01.2012